Selam millet! :D Uzun süredir yazmak istediğim bir olay var.. Daha doğrusu sizinle paylaşmak istediğim. Uzun süreceğini bildiğim için başlayamıyorum bir türlü üşeniyorum. Ama bir yerden ipin ucunu tutmalı dedim ve saatler yine gecenin körünü yani 03.49′u gösterirken [...]
Az önce Vişne Çürüğü’nün yazısını okuyup “bana gelmek için ne yazıyorlar acaba?” diye merak ederek blog istatistiklerine baktım. Bu yazıda da Google Hoca yoluyla saçma sapan şeyler arayarak sevgili bloguma gelen insanları anayım dedim :D Bakalım ne yazmışlar [...]
Son yazımda ananemlere gittiğimden bahsetmiştim. Şu an evdeyim (dün akşamüstü geldik) ve anlatmam gereken çok tuhaf bi olay var. Cumartesi (2 gün önce) akşam 4 gibi ananemlere varmıştık (ananemlerin evi tek katlı bir köy evi) ve annem çalışıyor [...]
Okulla yılları hayatımızın şüphesiz ki en hararetli, en heyecanlı, en esprili ve daha nice en’li bölümüdür. Gerek arkadaşlarımız, gerek komik hocalarımız sayesinde belli başlı okul anılarımız oluşmuştur. Bunlar bazen aklımızdan siliniverir, bazense aynen yer eder (zaten başka bir [...]
Beyaz çoraplar; siyah kundura içine, takım elbisenin altına giyildiğinde kroluğun merkezi olarak kabul edilir. Özellikle liseli gençler tarafından bu konuda milyonlarca geyik bulunmaktadır. Aslında konunun üzerine biraz gidilse olayın farkına varılacak. Allah rahmet eylesin Michael Jackson abimize hiç [...]
Ocak, 2010 tarihinde yazılan yazılar;
Bu gün tıkınırken telefon çaldı aniden :))
aniden mi? :D telefon bu tabi aniden çalcak ya neyse :)) 3 yıllık, 6-7-8. sınıfı beraber okuduğumuz arkadaşım, kardeşim Yusuf aradı. Nasıl sevindim :) Sonra saat 2 gibi arkadaşlarla toplanıyoruz gelir misin? diye sordu :) Tabiki gitmek isterdim de. Hmmm kim gelicekti ki? Aramız iyi olmayan arkadaşlarda vardı. Şimdi durduk yere moral bozmanın ne alemi var. Bilmiyorum kim gelir ama sen yinede gel dedi. Gelebilirsem gelirim dedim kapattım telefonu.
BDB nedir bilmiyorsanız lütfen tıklayın.
Soru: “Ömrünüzün sonuna kadar yaşayacağınız bir yere zorla gönderiliyorsunuz. Unutmayın bu bir zorunluluk. Yanınıza sadece 5 kişiyi alabilirsiniz. Orada yiyecek, içecek, iş, para her şeyiniz olabilir. Çalışıp kazanabilirsiniz. Ama şu an sahip olduğunuz yakınlarınızı bir daha göremeyecek, arayamayacaksınız. Sadece yanınızda gelebilecek 5 kişi (ya da daha az) sizinle yaşamaya devam edecek. Bu 5 kişiyi seçmek size kalmış.”
Merhaba :) Bilgisayarınızda kullandığınız bir imleç vardır elbet. Peki sizi eğlendiriyor mu? Yani renkleri hoş mu? :) Buna dikkat etmediğini söyleyebilirsin. Umrunda da olmayabilir :) Ama diğerlerini de düşünmek gerekir. Neyse sadede gelelim. Ben dosyamı ortaya koyarım indiren indirir, indirmeyen çeker gider :P
Merhabaa :) Blogu yeni keşfedenler ya da öylesine bakmak için girenler bilmez. Eskiden (4-5 ay kadar önce) blogda yarışmalar düzenlerdim. Bir soru sorulurdu, tabiki bilgi gerektiren bir soru değil. Sadece soru hakkında yorumunla cevap verilirdi. Bu yöntem gerçekten insanların yorum yapma yeteneği kazanmasını, olaylara objektif bakmasını sağlayabiliyordu. Ben de yorum yapabilme yeteneğimi “Bi Düşüneyim Bakalım” kelimesine bağlıyorum. Çünkü bir soru karşısında sadece sonucu düşünmek yerine o anı yorumlamak çok daha verimli olabiliyor. Bir güzelliği daha var bu sadece bilgisayar başında geçerli olan bir şey değil. Hayatımızın her anı sınav, test, sorun.. Yorum yapabilme yeteneği olan bir kişi hiçbir bilgisi olmamasına rağmen soru hakkında düşünüp uzun yoldan da olsa bir sonuca varabilir.
Geçen gün aklıma gelmişti… Herkes Mario’yu bilir :) Hayatında hiç oynamasan bile bir kez duymuşsunur. Fakat Luigi’yi pek tanıyan yok :) Bunun sebebi ise açıkça ortada. Luigi hep arkaplanda kaldığından oyun sanki Mario’dan ibaret diye düşünür herkes. O oyunu ancak iki kişilik oynarsak Luigi gelip, oyunumuza heyecan katardı. Fakat Mario hep gözümüzün önünde olduğundan oyunun adı Mario Oyunu olarak kaldı. :)
Şimdi bir varsayım yapalım. Kendimizi Luigi’nin yerine koyalım. Hmm ben olsaydım üzülürdüm ya :)) Kötü bir durum. Çünkü rakibin olan Mario senden daha çok tanınıyor :) Aslında bu çoğu zaman oyuna da yansımıştır. Mesela oyunu oynarken “Ben Luigi olmak istemiyorum Mario olucaaaam…” gibi diyaloglar geçmiştir (mesela ben oynarken :P )
Hmm :) Aldığım ilk mim oluyor bu :) Bana bu ilk mim duygusunu tattıran Kelimeler Benim‘e teşekkürler :) Bilinmek ve hatırlanmak gerçekten güzel bir duyguymuş…
2009 Nasıl Geçti?
Biraz öyle biraz böyle bir yıldı. Saçma mı saçma olan SBS sınavını söylemeden geçemeyeceğim :) Ne güzel ki aldık bir puan geldik bir “Anadolu Lisesine. Allah allah? Neden notlar böyle düştü birdenbire? Meğersem ilkokul gibi değilmiş burası. Hocaların “İlkokul modundan çıkın artık!” cümlelerini yeni yeni anlar oldum.