Selam millet! :D Uzun süredir yazmak istediğim bir olay var.. Daha doğrusu sizinle paylaşmak istediğim. Uzun süreceğini bildiğim için başlayamıyorum bir türlü üşeniyorum. Ama bir yerden ipin ucunu tutmalı dedim ve saatler yine gecenin körünü yani 03.49′u gösterirken [...]
Az önce Vişne Çürüğü’nün yazısını okuyup “bana gelmek için ne yazıyorlar acaba?” diye merak ederek blog istatistiklerine baktım. Bu yazıda da Google Hoca yoluyla saçma sapan şeyler arayarak sevgili bloguma gelen insanları anayım dedim :D Bakalım ne yazmışlar [...]
Son yazımda ananemlere gittiğimden bahsetmiştim. Şu an evdeyim (dün akşamüstü geldik) ve anlatmam gereken çok tuhaf bi olay var. Cumartesi (2 gün önce) akşam 4 gibi ananemlere varmıştık (ananemlerin evi tek katlı bir köy evi) ve annem çalışıyor [...]
Okulla yılları hayatımızın şüphesiz ki en hararetli, en heyecanlı, en esprili ve daha nice en’li bölümüdür. Gerek arkadaşlarımız, gerek komik hocalarımız sayesinde belli başlı okul anılarımız oluşmuştur. Bunlar bazen aklımızdan siliniverir, bazense aynen yer eder (zaten başka bir [...]
Beyaz çoraplar; siyah kundura içine, takım elbisenin altına giyildiğinde kroluğun merkezi olarak kabul edilir. Özellikle liseli gençler tarafından bu konuda milyonlarca geyik bulunmaktadır. Aslında konunun üzerine biraz gidilse olayın farkına varılacak. Allah rahmet eylesin Michael Jackson abimize hiç [...]

Not: Telefondân yâzıyorum imlâ hâtâlârının kusurunâ bâkmâyın (bütün a harflerine şapka koydum. malum hava soğuk üşümesinler :D)
İki gündür deli gibi düşünüyorum, ne yazsam diye… Malum okul yok ekşın da yok yazcak bi şey de yok.
Az önce de “yazacağım şeyi bulamadım” diye sesli biçimde haykırmışım farketmeden. Annem de direk cevap verdi:
“ne yazıcağını düşündüğünü yaz” Ne dediğini anlayana kadar uzun süre geçti :D Sonra aklıma yazacak konu geldi. Şimdi de karanlıkta telefon elimde onu yazıcam.
Ya da dur ya saat zaten 01.47 olmuş. Kitap okucam, yazıya yarın devam ederim :D
***
Bilgisayardan devam ediyorum.
Evet sabah oldu ve babam “saat ikide ananenlere gidiyoruz, kahvaltınızı yapın ben dışarı çıkıyorum” diyerek uyandırdı. Salon darmadağındı ve gece annemin “yarın çalışma var, erken kalkcam ben şimdi uğraşmıyım mutfağı sabah toplayıver” dediğini hatırladım. 5 dakika geçmeden düşünceler eşliğide uykuya daldım. Bi kalktım ki saat 12 olmuş. Telefon çalıyor, babam arıyormuş. Yoksa daha uyanmaya niyetim yok. “Annen demişti ama söylemeyi unuttum, beyaz çamaşırları çamaşırlığa seriver bir de kalmak için pijama falan alıp çanta hazırlıcakmışsın… Annen saat bir gibi arıcak zaten.”
“Allaaaaah!” dedim ben! Ne kadar iş var… Kahvaltı hazırla, evi toparla, temiz bulaşıkları yerlerine koy, kirlileri yerleştir, kahvaltı et vıdı vıdı vıdı…
Neyse burada oturduğuma göre hepsini yapmışım demektir :D Ama o nasıl bir tempoydu anlatamam :D Ellerim buz tuttu resmen bulaşıklar nedeniyle. Bir de iki tane portakal buldum. Sıkamadan edemedim. Taze portakal suyu gibisi yok!! Ama o elimi daha da dondurdu! O sırada babam tekrar aradı. Keyfi çattı herhalde 3′te gidelim dedi! O kadar boşuna mı acele ettim yaa diye içimden söylensem de “Tamam tamam olur…” dedim. Üçte evden çıkmamız lazım.
Çantaları hazırladım ve şu an yarım saatim boşa gitmesin diye yazı yazayım dedim. Köyde kuzenin interneti var ama hem oda çok soğuk hem de bazen modem gidip duruyor, ömür törpüsü…
Geleyim asıl konuya!
Sen ne saçma bir şeysin ey 15 tatil! Ne zaman geldin, nereye gidiyosun! Ya dur bi daha karpuz kesicez! Yaza kadar kal, son yaz tatili gelsin hiç okula gitmeyelim!
Saat 1′de kalkmaktan bıktım artık. 2 gün 8′de uyandım sonrası malum. Bir, bir buçuk hep o civarlarda uyanıyorum. Bir hafta kaldı tatilin bitmesine. Tam dinlenicez derken bitiyor bu ne yaa!! Hadi ben evdeyim, bir de uzaktan evlerine gelenler var, onlar ne yapsın!
Geçen gün kalemlerle tartıştım (bildiğin kalem) Aslıyla anlaşmamız vardı. O Korece harfleri ezberleyebilmek için (kore dili ve edebiyatı okumayı düşünüyor) 10 kere yazıcaktı. Ben de onun verdiği bir resmi çizicektim. Ama maalesef orası burası uymadı, kafa kocaman oldu vücut küçük kaldı. Karaladım ağlamaya başladım :( Canım hiç bir şey çizmek istemiyor artık. Yine de köye giderken yanıma defter kalem alsam iyi olacak. Belki sakin kafayla bir şeyler karalarım. Bu işler sabırla olur ama o bende yok maalesef!
Manga çevirisine başladım. İlk bölümü animeye uyarlanan bir manga vardı. Devamını çok merak ediyordum. Ben de hem ben okumuş olurum hem İngilizcem gelişir, hem de isteyenler mangasına devam eder diye 25 bölümlük bir çeviriye başladım. Bir bölümde yaklaşık 45 sayfa var ve bayağı uğraştırıyor. Tatilde ilk bölümü bitirsem güzel olacak. Burada yayımlıyacam bitince :)
Şu an babam bizim tabirimizle makyaj yapıyor. Aynanın karşısına geçer bütün parfümleri karıştırır, tıraş kolonyalarını sürer, krem falan… odadan bi çıkar mis gibi olur :D Ben parfüm sıkmaya bile üşenirim. Aslında bir yandan iyi yapıyorum, Ozon’a yazık ama dimi! :)
Neyse ben dişlerimi falan fırçalayayım, kol çantama alet, edevat ne varsa yerleştireyim (alet edevat= kitap, kulaklık, telefon, ruj vs vs…) Sonra da evden çıkalım! Geç kalmamız babamın en çok sinirlendiği şeylerden biridir! Bayanların da en vazgeçilmez huyu! :D
Kendinize iyi bakıın!
Ben: Sen de kendine iyi bak blog!
Blog: Bakmıcam işte :(( Beni yalnız bırakıp nerelere gidiyorsun sahip??
Ben: Hep senin yanındayım azcık da ananemi göreyim… Ben seni böyle bencil mi yetiştirdim! Hıığ! Hesap ver bana…
Blog: Tamam tamam kızma… Ama arada bana da bakarak ol. Yorum falan gelirse senden habersiz onaylamamı ister misin?
Ben: Yok yok aman diyim! Sen spam mı gerçek mi ayırt edemezsin şimdi, ben bakarım arada sana!
Blog: Ez sen beni ez…
Ben: Şaka şaka, ama ben onaylarım hem seni kontrole tmiş olurum, uslu dur!
Blog: Tamam tamam git hadi geç kalırsan baban kızıcak beni sorumlu tutucaksın!!
Ben: İyi hadi görüşürüz! Özle beni!
Blog: Sen de ekşınlar yaşa sonra gel bana anlat.
Ben: Olur olur. Hoşçakaaal!
Blog: Sen de sahip!
benzer yazılar:
12 yorum varmışşş! oleeey! tey tey tey :D
yorum yapmak ister misin?
Çağrı Mustafa ALKAN
28 Ocak 2012 tarihinde 16:57 sularında yazılmış, vay be! :DTaze portakal suyu, bence içine biraz da elma katmalıydın ;)
Alperen
28 Ocak 2012 tarihinde 17:43 sularında yazılmış, vay be! :DSende sahip ha.
bidüşün
29 Ocak 2012 tarihinde 19:23 sularında yazılmış, vay be! :Daynen! evcil hayvandan ne farkı var şuncağızın… Bu da bir can! dert ortağı!
Blog: Hayvan deme banaaa!!
Suss bi bee blog! :D
Mustafa
28 Ocak 2012 tarihinde 20:26 sularında yazılmış, vay be! :Dinsanlarla cansizlar arasindaki iletisim bu olsa gerek, güzel makale.
bidüşün
29 Ocak 2012 tarihinde 19:22 sularında yazılmış, vay be! :Daynen, admin panelini bi açtım, blog bana hoş geldin partisi düzenlemiş :D
TahsinSUNGUR
29 Ocak 2012 tarihinde 02:18 sularında yazılmış, vay be! :DTelefondân yâzıyorum imlâ hâtâlârının kusurunâ bâkmâyın (bütün a harflerine şapka koydum. malum hava soğuk üşümesinler :D)
Burdan sonrasını gülmekten okuyamadım :D
bidüşün
29 Ocak 2012 tarihinde 19:21 sularında yazılmış, vay be! :Dbu da iyi bi şey :D hepsini okuyup sayfayı kapatmaktansa gülmek daha iyidir :D
TahsinSUNGUR
29 Ocak 2012 tarihinde 19:23 sularında yazılmış, vay be! :DYa zaten iyi yazıyosun bunun da iyi bi yazı olduğu başındaki espriden anlaşıldı :D nicelerini bekliyoz
bidüşün
29 Ocak 2012 tarihinde 19:51 sularında yazılmış, vay be! :Dteşekkür ederiiiim :))
TahsinSUNGUR
29 Ocak 2012 tarihinde 21:53 sularında yazılmış, vay be! :DRica ederiim :]
Süleyman
30 Ocak 2012 tarihinde 00:26 sularında yazılmış, vay be! :DDün karnıma ağrılar girmişti senin yüzünden, bugün okumayı tamamlayıp anca yazabiliyorum.. :D
“Kişisel Blog” isminin tam hakkını vermek diye buna denir..
—
Bu arada gravatar’ını sağ üstte bulutların üstündekiyle değiştirsene..
bidüşün
30 Ocak 2012 tarihinde 00:30 sularında yazılmış, vay be! :Dhaha :D aman aman kalp krizi falan geçirmeyin vicdan azabından ölürüm :D iyi bari ya bende slogan uyduramama sorunu var! kişisel blog diyorum, haber yazıyorum. güncel blog diyorum kişisel yazıyorum. bu sefer tuttu galiba :D
tamamdır değiştiriyorum :D