Selam millet! :D Uzun süredir yazmak istediğim bir olay var.. Daha doğrusu sizinle paylaşmak istediğim. Uzun süreceğini bildiğim için başlayamıyorum bir türlü üşeniyorum. Ama bir yerden ipin ucunu tutmalı dedim ve saatler yine gecenin körünü yani 03.49′u gösterirken [...]
Az önce Vişne Çürüğü’nün yazısını okuyup “bana gelmek için ne yazıyorlar acaba?” diye merak ederek blog istatistiklerine baktım. Bu yazıda da Google Hoca yoluyla saçma sapan şeyler arayarak sevgili bloguma gelen insanları anayım dedim :D Bakalım ne yazmışlar [...]
Son yazımda ananemlere gittiğimden bahsetmiştim. Şu an evdeyim (dün akşamüstü geldik) ve anlatmam gereken çok tuhaf bi olay var. Cumartesi (2 gün önce) akşam 4 gibi ananemlere varmıştık (ananemlerin evi tek katlı bir köy evi) ve annem çalışıyor [...]
Okulla yılları hayatımızın şüphesiz ki en hararetli, en heyecanlı, en esprili ve daha nice en’li bölümüdür. Gerek arkadaşlarımız, gerek komik hocalarımız sayesinde belli başlı okul anılarımız oluşmuştur. Bunlar bazen aklımızdan siliniverir, bazense aynen yer eder (zaten başka bir [...]
Beyaz çoraplar; siyah kundura içine, takım elbisenin altına giyildiğinde kroluğun merkezi olarak kabul edilir. Özellikle liseli gençler tarafından bu konuda milyonlarca geyik bulunmaktadır. Aslında konunun üzerine biraz gidilse olayın farkına varılacak. Allah rahmet eylesin Michael Jackson abimize hiç [...]
Edebiyat kategorisine ait yazılar;
Merhaba günlog :) En son okuduğum kitap olan Reşat Nuri Güntekin’in Gizli el adlı kitabı sündü de sündü. Bunun sonrasında bitanemin “Yüreğimin Kıyısında” adlı kitaba sardırdırm. Şimdi de beş tane daha kitap aldık :( Kitaplar konusunda çok şıpsevdiyim biliyorum. Ama bundan sonra kendime söz veriyorum. Bu kitaplar bitmeden başka kitap almayacağım, aldırmayacağım. Her neyse :D Biterse de “Bir genç kızın gizli defteri” adlı seriyi bitireceğim. Ben gerçekten de çok maymun iştahlıyım :D ♥ Devamını Oku »
Dur, sakın gitme… sana sormam gereken şeyler var.
Biliyorum vakit geldi.
Ama bekle, ne olur bekle…
***
Şeyy, şeyi soracaktım,
Nasıl da güzel bakıyorsun.
Yani, gözlerin demek istemiştim…
Ateş gibi içimi ısıtıyor.
Her biri rüzgarla daha da güçlenen bir alev gibi.
Herkesi böyle yakar mı gözlerin?
***
Ne kadar güzel gülüyorsun…
Bütün buzları eritiyor gülüşün,
Kırgınlıkları gideriyor…
Herkese böyle mi gülüyorsun?
Yoksa sadece bana mı böyle görünüyor?
***
Ne kadar da iyisin.
Evet, evet…
Sen çok fazla iyisin. ♥ Devamını Oku »
Selam günlog.. :) Nerdesin günlogcan yaa? Uzun zamandır yoksun ortalarda? Aaa, haklısın ortalarda olmayan benim :D Karne hesaplaması yapmaktan ve “karneye iki düşmesi için hocanın sözlülere xx – xx vermesi lazım” demekten sana yazmaya vaktim olmadı. Yetmiş milyonun huzurunda (!) senden özür diliyorum saygıdeğer günlog :) Bu yetmiş milyon olayından da nefret ediyorum. Televizyon programlarında hep derler ya “bugün sırlar yetmiş milyonun önünde açığa çıkacakkk!!” Allah Allah :D ♥ Devamını Oku »
Merhaba sevgili okuyucum. Şu yazıyı yazarken o kadar heyecanlandım ki. Allah’ım bir gün bu kadınla tanışma şerefine erişebilecek miyim acaba?? Hangi kadın diyen olursa cevap veriyorum: Meg Cabot’tan bahsediyorum. Meg Cabot şu ana kadar kitaplarını okuduğum yazarlar arasında en iyisi.
Meg Cabot sevdam, bundan iki ay önce başladı. Okula kitapçılar gelmişti. Kitaplar arasında gezinirken gözüme bir kitap ilişti, arkasını okudum ve bıraktım. O sıralar Mısır mitolojisiyle alakalı Kırmızı Piramit adlı kitabı okuduğum için, ♥ Devamını Oku »
Dil anlatım dersi için yazdığım bir öykü. Hoca istemişti ama arkadaşlar beğenince blogda da paylaşayım dedim :) Önce öyküler hakkında kısa bir bilgi vereyim. Öyküler, olayı roman gibi uzatmadan, bir iki sayfada açıklığa kavuşturan yazı türüymüş. merak ögesi çok fazla bulunurmuş. “Sonuna ne olacak acabaaa!” dediğiniz yerler olması gerekiyor yani. Bilmiyorum, benim öyküde öyle bir şey oalcak mı ama. İdare eder. Kendi çapımda bir şeyler saçmaladım işte. Buyrun, eğer kendinizi hazır hissediyorsanız öykümüze giriş yapabiliriz.
10 Kasım 193∞
Bir 10 Kasım sabahıydı,
Her zamanki gibi güler yüzle doğmamıştı güneş…
Hüznünü tüm vatan hissediyordu,
Ana, babanın yüreğindeydi ateş.
O gün bir başkaydı her yer,
Bayrağımızın coşkusu yoktu.
Herkesin yüzündeydi keder,
Matemdi, saran bütün yurdu.
Dokuzu beş geçti saat,
Yüce Önder gözlerini yumdu.
Bu nasıl bir felek? Zalim hayat,
Kırdı bütün umudu.
72 yıl oldu o günden bu yana,
10 Kasımı gösterdi takvimler.
Sonunda geldi saat sızlana sızlana,
Sessizliği o anda bozdu sirenler.
Ey Yüce Atam!
Sen ölmedin, ölemezsin.
Bize emanet ettiğin bu topraklar, ♥ Devamını Oku »