
Merhabalaaar :) Blogu kişisel günlük yapmadan önce genelde bdb yazısı olarak içerik eklerdim. En son Ocak’ta eklemişim. Uzun süre olmuş. Hem ne yazayım diye kara kara düşünüyordum. Bu yüzden bir dönüş yapalımd edim. Okuyucularımın düşünceleri benim için önemli :) Hep ben mi bi düşünücem? Biraz da okuyucuları düşündürelim :) Yine varsayım yapıcaz. Fakat bu sefer aklıma kısa, açık ama zor bir soru geldi :) Soru zaten yazı başlığında. Olsun biz yine klasik açıklamalarımızı girelim;
BDB nedir bilmiyorsanız lütfen tıklayın.
Soru: “Ömrünüzün sonuna kadar yaşayacağınız bir yere zorla gönderiliyorsunuz. Unutmayın bu bir zorunluluk. Yanınıza sadece 5 kişiyi alabilirsiniz. Orada yiyecek, içecek, iş, para her şeyiniz olabilir. Çalışıp kazanabilirsiniz. Ama şu an sahip olduğunuz yakınlarınızı bir daha göremeyecek, arayamayacaksınız. Sadece yanınızda gelebilecek 5 kişi (ya da daha az) sizinle yaşamaya devam edecek. Bu 5 kişiyi seçmek size kalmış.”
Merhabaa :) Blogu yeni keşfedenler ya da öylesine bakmak için girenler bilmez. Eskiden (4-5 ay kadar önce) blogda yarışmalar düzenlerdim. Bir soru sorulurdu, tabiki bilgi gerektiren bir soru değil. Sadece soru hakkında yorumunla cevap verilirdi. Bu yöntem gerçekten insanların yorum yapma yeteneği kazanmasını, olaylara objektif bakmasını sağlayabiliyordu. Ben de yorum yapabilme yeteneğimi “Bi Düşüneyim Bakalım” kelimesine bağlıyorum. Çünkü bir soru karşısında sadece sonucu düşünmek yerine o anı yorumlamak çok daha verimli olabiliyor. Bir güzelliği daha var bu sadece bilgisayar başında geçerli olan bir şey değil. Hayatımızın her anı sınav, test, sorun.. Yorum yapabilme yeteneği olan bir kişi hiçbir bilgisi olmamasına rağmen soru hakkında düşünüp uzun yoldan da olsa bir sonuca varabilir.
Tüm haklarını sakladım, bir daha da bulamadım.. Bitaneeemm sen gördün mü yaa hiç bir yerde yok!